DünyaGüncel

DÜNYA | “Emperyalist Savaşlar Derinleşecek, Halklar Yoksullaşacak!”

"Eşitlik demokrasi ve özgürlükler için, yüzümüzü sokağa dönmeliyiz. Emperyalist haksız savaşların kaynaklık ettiği; işsizliğe, sefalete, açlığa ve kitlesel göçlere karşı; anti-emperyalist mücadeleyi sokaklarda kitleselleştirelim"

Emperyalist sömürgecilerin, 1970’lerin enerji krizi ile birlikte oluşturdukları ve G7 (ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya) olarak bilinen oluşum, 1975’ten bu yana iç ekonomik meselelerle birlikte, jeo-politik durum, güvenlik (sermayenin güvenliği) ve güncel konuları ele almak amacıyla, her yıl bir ülkenin ev sahipliğinde toplanıyor.

Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasından sonra G7 toplantılarına düzenli olarak katılan Rusya’da 1998’de resmi üye olarak, G7’ye katıldı ve G8’i oluşturuldu. Fakat 2014’te Ukrayna ve Kırım sorunundan dolayı, Rusya gruptan çıkarıldı.

Bu yıl da G7’ye üye devletler; Rusya’nın Ukrayna işgali, enerji, gıda güvenliği, iklim krizi, Çin, İran, Covid-19 ve Rusya petrolüne ambargo konulması vb. gündemler etrafında; ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada ve Almanya’nın ev sahipliğinde, 26-28 Haziran 2022 tarihleri arasında, Bayern eyaletindeki Elmau Sarayı’nda toplandılar.

Yoğun güvenlik önlemleri altında toplanan “Zenginler Kulübü” G7’nin, iki günlük zirvesi için çalışanların ödediği vergiden, 180 milyon Euroluk “küçük” bir bütçe ayrıldı fakat bu da yetmedi. Görevlendirilen 20 bin polisle birlikte, 16 kilometre uzunluğunda ve 4 kilometrelik geniş bir alana güvenlik şeridi kuruldu. Hükümet temsilcilerinin geçtikleri tüm güzergâhlarda rögar kapakları kaynaklanarak mühürlendi.

Ayrıca şehrin olimpiyat kayak merkezinde 260 konteyner (baraka ev) kuruldu. Polis, savcı ve hâkimlerin 24 saat vardiyalı bir şekilde görev yaptığı bu alanda, gösterilerde, gözaltına alınan anti-faşist, anti-emperyalistler yargılandı. Gözaltı ve tutuklamalar için 3’er kişilik olmak üzere, 50 konteyner ayrılmış bulunuyordu. Sıkı güvenlik önlemleri kapsamında, Almanya serbest dolaşımı öngören Schengen uygulamasını geçici olarak askıya aldı. 13 Haziran’dan 3 Temmuz 2022 tarihler arasında sınırlarında sıkı kontroller yapıldı. Tüm bu gelişmeler ile, emperyalist G7’nin sloganı “adil bir dünya için ilerleme” olarak belirlendi.

 

Adaletsizlik emperyalist sistemin sonucudur!

Kapitalist-emperyalist sistemin sömürü ve saldırılarının, hız kesmeden devam ettiği, bir yandan koronavirüs etkisi, diğer yandan emperyalist savaşların ekonomik ve politik sonuçları; dünyada artan yoksulluk, açlık, sefalet, gelir eşitsizliğin günbegün derinleştiği; temel hak ve özgürlüklerin yok edildiği ve adaletin ortadan kaldırıldığı bir dönemden geçiyoruz.

Ezilen yoksul kitlelerin zam, gıda kıtlığı ve temel besin maddelerine erişimde çok ciddi zorluklar yaşadığı bir süreçte, en zengin 10 kişi, pandeminin başından bu yana sermayelerini 144 milyar dolardan 256 milyar dolara çıkardı. Bu rakamlar, Almanya’da 33 milyon kişinin toplam servetine denk geliyor.

İnsanların içinde bulunduğu gerçek tablo böyleyken, yine kitleleri maniple edecek sloganı bulan zenginler kulübü geniş halk yığınların bilinciyle alay ettiler. Kitlelerin içinde bulundukları anın çelişkilerini maniple ettiler. Bu anlamda, dünyamızda adil olmayan bir durum varsa, bunun tek sebebi, kapitalist-emperyalist sistemin sömürü ve talan düzenidir.

Egemenler her zirvede olduğu gibi, yine iklim ve çevre sorununu gündem yaptılar. Başta G7’ler olmak üzere tüm diğer emperyalistler, doğada yarattıkları tahribatları yeniden gündeme alarak, iki yüzlüce utanmadan kitlelerin karşısında tartışıyorlar. Halbuki kapitalist-emperyalist sistemin her şeyi metaya dönüştürdüğü çağımızda, aşır kâr hırsı uğruna, yaşadığımız yerkürenin altını, üstünü, yerleşim alanlarını, ormanlarını, dağlarını, sularını ve doğada var olan, bütün zenginlikleri vahşi biçimde, tahrip ve talan etti-etmeye devam ediyorlar. Çalışan işçiden gasp ettiği emek sömürüsüyle yetinmeyen barbar sistem; aç gözlü ve doyumsuzluk dürtüsü nedeniyle, bütün canlıların yaşam hakkını kısıtlıyor.

İnsan yaşamı için zorunlu olan tüm değerler, sermayenin özgürlüğüne feda edilmiş bulunuyor. Bu gerçekler ışığında, dünyamızı yaşanmaz hale getiren sömürücüler, büyük yalanlar eşliğinde “timsah gözyaşları” dökerek iklim ve doğadan bahsetmektedirler.

Bu anlamda, içerisinde geçtiğimiz dönemde iklim değişikliği ile ortaya çıkan kriz dünyanın en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Yükselen sıcaklık, kuraklık, beraberinde doğal felaketleri, kıtlığı, açlığı, işsizliği getirerek, kitlesel göçlere de neden olmaktadır.

 

“Yıkımın boyutu çok büyük!”

Son olarak, 25 Haziran günü, göç yollarında olan kitlelerin uğradıkları katliamda da görüldüğü gibi; küresel iklim sorunları, yaşanan aşırı sıcaklık, kuraklık ve yağışlardan kaynaklı çoğunluğu Afrika’da olmak üzere 15 ülkede 16 milyon insan açlık krizi ile karşı karşıya kalmış bulunuyor. Yaratılan bu yoksulluk ve sefalet nedeniyle; Fas’ın Barrio Chino sınır bölgesinden İspanya’nın Melilla sömürgesine geçmek isteyen yaklaşık 2.000 göçmen, Fas ve İspanya sınır görevlilerinin silahlı saldırısına maruz kaldılar. Katliamda 37 kişi hayatını kaybederken, 150 göçmen yaralandı. Yaşanan bu insanlık dramının ve katliamın sorumluları, G7’ler ile diğer emperyalist ülke ve uşaklarıdır.

Bu gerçekler aynı zamanda iklim krizinin insanlık için büyük felaketler getireceğini ortaya koyuyor. Bu bakımdan, çevre ve iklim sorunu nedeniyle yaşana tahribatlar; çevre ve iklim düşmanı olan ikiyüzlü ve yalancı sistem ile değil, ancak halkların ortak mücadelesi çözülür.

G7 zirvesinin diğer önemli bir konusu da emperyalist bloklar arasındaki çatışma ile keskinleşerek Rusya’nın Ukrayna işgali noktasına gelen gelişmeler karşısında, Şanghay emperyalist blokunu daraltma, kendi pazar alanlarını genişletme hedefiydi.

Bu nedenle; G7 içinde çoğunluk olan, ABD, AB ve NATO üye ülkeleri ne pahasına olursa olsun Ukrayna’yı tamamen ele geçirmek ve Rusya’nın egemenliğine son vermek istiyorlar. Bu anlamda, G7 zirvesinde, Ukrayna için Marshall Planı önerisi çıktı. Dolayısıyla zirvenin ilk gününde Rusya’ya karşı yaptırımlar ve Ukrayna’ya daha fazla uzun vadeli yardımların yapılması üzerine konuşuldu. Almanya Başbakanı Scholz, geçtiğimiz çarşamba günü, Federal Meclis’te yaptığı açıklamasında “Ukrayna’ya finansal, ekonomik, insani, siyasi ve silah konusunda tedarik ederek büyük destek sağlamaya devam edeceğiz. Ve Ukrayna bizim desteğimize ihtiyaç duyduğu sürece devam edecek” dedi.

Olaf Scholz konuşmasında ayrıca Ukrayna için bir yeniden yapılanma planı önerdi. Scholz’un önerdiği, ABD’nin II. Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan sonra Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde yeniden yapılanmayı teşvik ettiği Marshall Planı’na benzer bir plandır. “Yıkımın boyutu çok büyük” diyen Scholz, savaşın başlangıcından bu yana milyarlarca dolarlık fonun seferber edildiğini ve Almanya’nın bu konuda ön planda olduğunu belirtti. Başbakan, “Ancak yeniden yapılanma için çok daha fazla milyarlarca Euro’ya ve dolara ihtiyacımız olacak. Ve bu yıllar sürecek. Bu ancak güçlerimizi birleştirirsek yapılabilir” dedi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de görüşmelere sanal olarak katıldı.

Bu gelişmeler bize şunu gösteriyor; Bir yandan Rusya ekonomik ambargolarla geriletilmek, Ukrayna’ya yapılan destek ile de savaşı uzatarak, Rusya güçten düşürmek ve sınırlamak isteniyor. Diğer yanda da amaç, Ukrayna’yı kendi emperyalist egemenliğine bağlayarak denetim altına almaktır. Bu gerçeklerden hareketle, yaşanan bu çıkar savaşında, emperyalistlerin payına; pazar, kâr ve zenginlikler düşecek. Başta Rusya ve Ukrayna halklarına olmak üzere, diğer tüm dünya halkların payına da ölüm, acı ve yoksulluk düşecektir.

Bu nedenle, emperyalist işgal ve savaşa karşı durmak günümüzün ana görevidir.

Sonuç olarak; kapitalist-emperyalist sistemin, G7 zirvesi sona erdi. Ancak ezilen halkların yaşadıkları çelişkiler, sorunlar devam ediyor. Bu gerçekler ışığında, anın çelişki ve sorunları, sınıf hareketlerine, anti-faşist, anti-emperyalist, devrimci ve demokratik kurumlara önemli görevler yüklüyor. Sokaklarda kitlelerin sesini yükseltmenin zamanı gelmiş bulunuyor. Kapitalist-emperyalist sistemin yarattığı sonuçlar, tüm mücadele güçleri için vazgeçilmez propaganda araçlarını oluşturmaktadır. Bu anlamda, eşitlik demokrasi ve özgürlükler için, yüzümüzü sokağa dönmeliyiz. Emperyalist haksız savaşların kaynaklık ettiği; işsizliğe, sefalete, açlığa ve kitlesel göçlere karşı; anti-emperyalist mücadeleyi sokaklarda kitleselleştirelim.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu