GüncelMakaleler

PUSULA | Akan Su Berrak Olur!

"Bugün TC’nin yoğun ve kapsamlı saldırılarına karşı militanca bir mücadelenin örgütlenmesi tam da Stalin’in belirttiği gibi “bu değerli sermayenin” varlığına ihtiyaç vardır. Egemenlerin her alanda öncelikli olarak bu öncü kuvvetleri hedeflemesi asla şaşırtıcı değildir."

Tutuculuk ve durgunluğun olduğu her yerde sorgulama eyleminde gerilik, devrimci atılımında zayıflık olur. Bu nedenle böylesi süreçlerde ileriye doğru atılmak, var olanla yetinmemek ertelenemez devrimci bir görevdir.

Çünkü var olanla yetinmeye çalışmak, gelişme-genişleme ve büyük kuvvetlere ulaşma pratiğini engelleme anlamına gelir. Yine sınıf savaşımında güçlerimizi korumak, yeniden yaratmakla, üretmekle mümkün olabilir. Sözgelimi sınıf düşmanlarımızın saldırılarına karşı kadroların korunması öncelikli olarak kitlesel bir güce ulaşmak, korunmak için iyi bir barikattır. Elbette ki disiplinli çalışma, illegalite kurallarına uyma vb. yani çalışma tarzına dair bir dizi kural sıralayabiliriz. Ve bu zorlu mücadelede kadroların önemini kavrama konusundaki bilinç düzeyine dikkat çekebiliriz.

Diğer bir anlatımla kadrolar, kendi tarihsel misyonlarını ne düzeyde kavramışlardır. Çünkü kendi misyonunun farkında olmayan bir kadronun pratik duruşu ve davranışı sıradanlaşır. Partisine ve halka karşı gereken sorumluluğu taşıyamaz ve kendini korumanın kolektife, halka daha çok hizmet etmek olduğu gerçeğini bilince çıkaramaz.

Yine kadroların her koşulda uyması ve uygulaması gereken diğer bir görev de kolektif çalışmayı içselleştirmedir. Pratik tecrübelerimizle biliyoruz ki, kolektif çalışma demek, düşünsel planda zenginlik yaratma demektir. Birbirimizden öğrenmektir. Eksikliklerimize zamanında müdahale ederek, olası olumsuzlukları engelleyerek olumlulukları büyütmektir. Tüm bunların doğru bir tarzda yaşanması çok yönlü ve kapsamlı bir niteliksel gelişmeyi gerektirir.

Keza kolektif çalışma genel olarak kavrayışta bir ortaklığın oluşmasını, farklı noktaların açığa çıkmasını sağlar. Bu aynı zamanda kadroların daha yakından birbirlerini tanımasına vesile olur. Kadroların birbirlerinin artı ve eksilerini bilmeleri yerinde ve zamanında uyarı ve eleştirilerini yapmalarını sağlar. Karşılıklı denetim ve yardımlaşma eylemine sistemlilik kazandırılır. Aralarında yapmış oldukları iş bölümünde de tüm bu gerçekler dikkate alınarak hareket edilir.

Elbette ki kolektif düşünüş ve hareket tarzının varlığı asla tek tek bireylerdeki özgün yaklaşımları dışlamaz. Burada asıl olan irade ve eylem birliğinin pratik sahada zedelenmemesidir. Bunun dışındaki özgün yaklaşımlar kadrolarda olması gereken yaratıcılığın doğal sonucudur. Dahası bilimsel tutum her türlü ezberci, mekanik yaklaşımı reddeder ve devrimin her kadrosunun da bu gerçeğe uygun olarak şekillenmesi gerekir. Onları öncü-önder kılan da bu vasıflardır.

Bu vasıflarda zayıflık, yoksullaşma başlarsa sıradanlaşma kaçınılmaz olur. Sıradan bir duruşla karşı karşıya kalınan zorlukları aşmak zorlaşır. Kısacası devrimci atılımda, sorunları çözme gücünde zayıflıkların olduğu her yerde niteliksel ve sayısal kadro sorunu var demektir. Dolayısıyla dikkatlerimizi bu sorunun çözümüne yöneltmeliyiz.

Yine kadroları isabetli bir tarzda görevlendirmek, görevden almak, niteliksel seviyenin sürekli yükseltilmesi yeni kadroların açığa çıkarılmasıyla mümkün olabilir. Tüm bunlar da zorlu bir savaşım içinde yürütülecek teorik ve pratik eğitimle sağlanır. Eğer burada başarı elde edilmezse ne niteliksel olarak ne de sayısal olarak devrim ve sosyalizm mücadelesinin bu öncü özneleri yaratılabilir. Tam tersine bu savaşımın ağır yükü altında ciddi yaralar almış atılım gücü zayıflamış öznelere mahkum olunur. Dolayısıyla yeteneklerine göre görevlendirme veya görevden alma söylemleri, objektif olarak işlemez hale gelir. Küçük burjuva hastalıklar dediğimiz birçok anti-MLM anlayış da bu üretimsiz-hareketsiz iklimde yeşermeye başlar. Siyasal iktidar mücadelesine kilitlenmiş militan devrimci bir pratik akan su gibidir. Her türlü kirden arınma gücüne ve coşkusuna sahiptir.

Stalin’in şu söylemi de bu gerçeğe işaret ediyor: “Dünyadaki bütün sermayeler içinde en değerlisi ve en belirleyici olan insandır, kadrolardır. Şunu kavramalıyız ki, içinde bulunduğumuz koşullarda her şeyi kadrolar belirler.”

Bugün TC’nin yoğun ve kapsamlı saldırılarına karşı militanca bir mücadelenin örgütlenmesi tam da Stalin’in belirttiği gibi “bu değerli sermayenin” varlığına ihtiyaç vardır. Egemenlerin her alanda öncelikli olarak bu öncü kuvvetleri hedeflemesi asla şaşırtıcı değildir. Tüm bu saldırılarla hedeflenen örgüt, örgütlülük fikrini yok etmektir. Çünkü örgütlülük güç demektir. Bunun yaratıcı ustaları ise esas olarak devrimci kadrolardır, aktif örgütlü öznelerdir. Dolayısıyla onların en çok saldırdığı noktaları korumak, güçlendirmek tüm bu saldırılara verilen en iyi yanıttır.

 

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu