GüncelMakaleler

SENTEZ | Militana Mektuplar

"Eğer kavganda net isen, tarihi ileriye döndürme gücün var demektir. O güç sende… kıvılcım ve damla olmak demek büyük bir yangının, büyük bir fırtınanın habercisi olmak demektir. İşte o sensin, biziz! Uzun bir yol bizi bekler! Koşmalıyız artık! umutla, coşkuyla… Geleceğe doğru…"

Bu sana ilk mektubum. Kimbilir şu anda nerede, ne işle meşgulsündür… Bir eylemde misin, slogan mı atmaktasın, bir arkadaşınla tartışmakta mısın ya da okulda ders boykotunda?…

Hücrede, demir parmaklıkların ya da barikatın ardında? Haklarının ve özgürlüğünün peşinde misin?  Kürdistan’ın herhangi bir yerinde savaşta mısın, konumlandığın bir mevzide… Mahsul toplamakta olan mevsimlik işçilerin arasında ya da göçmen olarak dilini/kültürünü bilmediğin herhangi bir kentte yalnızlıkları mı kovalamaktasın…

Her ne ile meşgulsen unutma ki sen bir militansın! Kavganın neferisin. Tarihi ileriye götürecek gücü harekete geçirecek kudret senin ellerinde.

Her ne işle meşgulsen, unutma ki sen bir militansın! Davanın insanısın. Yaptığın işin devrime katkısı olup olmadığını bilmek senin elinde.

Boşver sana “bu kavgadan uzak dur, bırak başkaları yapsın” diyenleri… hakikatten bihaber olanlardan sana fayda gelmez.

Savaşın kaçınılmaz olduğunu çok iyi biliyorsun. Son kavgamız… Bu savaş ezilenlerin kurtuluş savaşı olacak. Zulme daha fazla tahammül edemeyenlerin… Halklar sabretmez, günü geldiğinde mutlaka haykıracaklardır özgürlük türküsünü. Buna hazır olacak mısın? Hayal edebiliyor musun o günü? Kalabalıkların barikatları aşacağı o günü…

Belki de bir umutsuzluğa kapılmışsındır… Kalbini yakan devrim ateşi, için için kavuruyordur seni. Tutma kendini! Durma yerinde! At kafandaki çaresizlik duygularını. O ateş tutsak kalamaz sende daha fazla. Özgür bırak içindeki volkanı.

Niye bunca zulmün devamı? Bunca kalabalıklar istemezken sömürüyü, savaşı, talanı… Niye karşı konulmaz bunca zalimliğe?” deme! Bu kalabalıklar isyanın kıvılcımını bekliyor. Unutma ki bozkırları tutuşturacak, koca yangınları çıkaracak ilk şey bir kıvılcımdır. Büyük fırtınalar bir damla ile başlar. Büyük yangınlarda ilk kıvılcımla… İşte bu sensin, biziz. Yakacak olan da temizleyecek olanda sen olacaksın. Ezme kendini. Çaresiz değilsin. Çare biziz, çare sensin!

Duy halkımızın, doğamızın bağrından gelen homurdanışları! Kulak ver onlara! Seslerin giderek artacağını sende duyacaksın. Tekrar yükseliyor dipten gelen dalga. Çanların kimler için çaldığını o zaman daha net anlayacaksın. Kanma burjuvazinin büyülü tuzaklarına, faşizmin kendisini heybetli/yenilmez gösteren görüntülerine.

Bilmelisin ki sen bir militansın. Seninle büyüyecek bu kavga. Düşmanın ilk hamlesi senin üzerine olacak. İlk seni düşürmeye çalışacaklar. Çünkü sendeki enerjiyi senden önce onlar fark edecek. Neden diye sorma! Kendinin farkına varmalısın. Sen geleceğin savaşçısısın; bugünün militanı, geleceğin inşacısı, yarınlara bayrağı taşıyansın.

Kulak ver dipten gelen dalgaların seslerine. Cinayetlere kurban giden işçilerin son çığlıklarını duyacaksın. Yollarda katliamlara maruz kalan göçmenleri, kırıma uğrayan ya da intihara sürüklenen kadınların sessizliğini, LGBTİ+ bireylerin geceleri döven haykırışlarını duyacaksın. Geleceği çalınan gençliğin umutsuzluk şarkılarını dinleyeceksin. Sokaklarda sefalete sürüklenen halkımızın giderek artan feryatlarını duyacaksın. Hapishanelere bakacaksın, işkence sesleri kulaklarını tırmalayacak. Gözaltına alınanların sloganlarını, Cumartesi annelerinin evlatlarına olan seslenişlerini duyacaksın. Kesilen her bir ağacın düşerken yere yaydığı hışırtıları duyacaksın.

Ne yana baksan zulmü, ne yana baksan sömürü/talanı göreceksin. “Bütün bunlarla başa çıkmak zor!” diyeceksin belki de.

Hayır! Nerede bir zulüm varsa, orada direnişinde olduğunu unutma.

Tekrar kulak ver Kürdistan dağlarına! Başkaldıran ve mevzileri düşmana dar eden Gerillanın çektiği tiriliyi duyumsa! Anaların sloganlarını, işçilerin zincirlerinden gelen seslerini, mazgalları döven tutsakların sloganlarını, gençliğin sonu gelmez itirazlarını, kadınların ve LGBTİ+’ların “bir kişi daha eksilmeyeceğiz!” sloganlarını duyacaksın. Coşacaksın, umutla dolacaksın, savaşın bir tarafında olduğunu daha iyi anlayacaksın. Kaldır başını ve bak şu kardeşlerinin gözlerindeki kine!

Bak düşmanın gözlerine… Onları saran korku çemberini göreceksin.

Her ne yapıyorsan bil ki, yaptığın iş çok önemli. En ince detaylarına kadar bilecek ve anlamaya çalışacaksın. Yoğunlaştıkça daha fazla kavrayacak ve bilince çıkaracaksın. Detayları kavramadan bütünde ilerleme olmayacaktır. Bütünden koptukça detayların bir anlamı kalmaz. Bunu sen de biliyorsun. Bütün-parça/ayrıntı, bölge-genel, örgüt-birey, esas-birey vs… Hayatımız bunları ve bunlar arasındaki diyalektik bağı anlamakla geçiyor. Ne kadar ciddi yaklaştıysak, anladıysak o kadar geliştirebildik. Devrim ciddiyet ister, bedel gerektirir.

Her savaşın/mücadelenin militanlara ihtiyacı var. Ezilenlerin sana ihtiyacı var. Proletarya partisinin 50 yıllık deneyiminin bize öğrettiği budur. Kitlelerin kendiliğinden gelen hareketlerini karşılayacak, yön verecek, nitelik kazandıracak ve devrime öncülük edecek bir partinin sana, militanlaşmana/kadrolaşmana ihtiyacı var. Yüzlerce şehidimiz, gazimiz, kaybımız oldu. Yılmadık… Son kavgaya hazırlanıyoruz. Bu yolda daha çoklarımız kavgayı yarıda bırakacağız.

Ne demiş ozan yalın ve özlü biçimde; “kavganın töresi bu, kan kanla yıkanacak, Alkanlı gömleklerle hedefe varılacak”. Biz seçmedik bu yolu ama bize zulmü reva görenlerin yanına bırakmayacağız. Her gün ölümle karşı karşıya kalan halkımıza olan borcumuzdur.

Kitlelerin sana ihtiyacı var. Sen sessiz kaldıkça, başını öne eğdikçe, umutsuz ve kararsız kaldıkça düşmanın güçlendiğini unutma. Düşmanın suratına bakacak cesaretin olsun, olsun ki ondaki korkuları görebilesin. Tüküreceğiz celladımızın yüzüne! Ne demiş usta, hiçbir şey atamıyorsak zalimlere, yüreğimizi çıkarıp atacağız. Yeter ki başımız öne eğilmesin…

Yalnız değilsin! Etrafında milyonlar var, yeter ki seslerini duyabilesin, onları hissedebilesin. Zalimler bunu bildikleri için tüm silahlarıyla sana saldırıyorlar. Çünkü biliyorlar, karanlığın en zifiri anı şafağa evrilen andır. Şafağın ilk habercisi sen olacaksın.

Eğer kavganda net isen, tarihi ileriye döndürme gücün var demektir. O güç sende… kıvılcım ve damla olmak demek büyük bir yangının, büyük bir fırtınanın habercisi olmak demektir. İşte o sensin, biziz!

Uzun bir yol bizi bekler! Koşmalıyız artık! umutla, coşkuyla… Geleceğe doğru…

Tekrar görüşmek üzere…

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu